mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün167
mod_vvisit_counterDün263
mod_vvisit_counterBu Hafta1253
mod_vvisit_counterGeçen Hafta2259
mod_vvisit_counterBu ay430
mod_vvisit_counterGeçen Ay4757
mod_vvisit_counterToplam213022

Bu site içeriği Kuşu tarihi ve folklorunu tanıtmak ve unutulmaktan kurtarmak için Hidayet GÜRAKAN tarafından hazırlanmıştır.

Ana Sayfa

 

SÖZBAŞI

 

            İnsanlar, doğup büyüdükleri, havasını teneffüs ettikleri, ekmeğini yeyip, suyunu içtikleri yerleri (köy, kasaba, şehir) diğer yerleşim birimlerinden daha çok severler haklı olarak. Çünkü onların en güzel çocukluk yılları oralarda geçmiştir. İlk kelimelerini orada söylemiş, ilk adımlarını orada atmış, ilk arkadaşlıklar orada kurulmuştur. Hasılı, insanların kendi memleketlerinin her köşesinde onların unutamayacakları bir güzellik, bir hatıralar zinciri vardır. Dahası dedeleri, neneleri, belki anne ve babalarının ebedi istirahatgâhları, mezarları oradadır, çoluk çocuğu, eşi dostu, akrabaları oradadır.
          Başka yerler kadar verimli olmasa, tarihi ve tabii güzellikleri fazlaca bulunmasa, mevsim ve coğrafi şartlar çok müsait olmasa da insanların memleket sevgisi için bunlar pek bir şey ifade etmez. O, yine de doğup büyüdüğü yerleri, diğer yerlerden daha çok sever. Malum, bunu bizim insanımız “Bülbül, altın kafes” hikayesiyle en güzel şekilde anlatmıştır. Anadolu insanının veciz ifade tarzı işte...
Hal böyle olunca, insanlar, kendi doğup büyüdükleri yerlerin bu güzelliklerini, özelliklerini unutturmamak, güzelliklerini –belki göremeyenlere- göstermek için bunları kaleme almaya, yazıya dökmeye,  imkanları olanlar da bu güzellikleri kitap haline getirmeye çalışmaktadırlar. Bundaki bir sebep de kendi köyünü, beldesini en güzel şekilde tanıtmaktır elbette...
       Gerek öğrencilik, gerek memuriyet dönemimizde veya işimiz gereği gezip gördüğümüz yerlerde bu gayeyle yazılmış çalışmalara çokça şahit olduk. Biz de bu gayeyle yola çıkarak, Kuşumuzun güzelliklerini, özelliklerini, geçmişini gözler önüne sermek, kasabamız hakkında toplu bir bilgi verebilmek, yeni yetişen gençlere bilmedikleri, unutulmuş bazı değerleri hatırlatmak için karınca kararınca bir çalışma yapmayı epey zamandır düşünür dururduk.
          Varını veren utanmaz” düsturundan hareket ederek, küçük bir çalışma yaptık ve bunu bir kitapçık halinde topladık. Burada, kaynak kişi olarak bilgisine başvurduğumuz kişilerin yanlış anlatmalarından doğan bazı eksiklikler, hatalar olabilir. Yapıcı tenkitlere her zaman açığız. Acizane,  hiçbir iddiamız olmadan hazırlamadığımız bu çalışmayı ilginize ve takdirlerinize sunuyoruz.
Diye yazmışız 2002 yılında bastırdığımız, “Dünden Bugüne KUŞU” adını verdiğimiz “kitap”çığın önsözünde… Peki, bu bilgileri internet ortamında siz değerli hemşerilerimizle neden paylaşma ihtiyacı duyduk? Esasen bunu uzun zamandır düşünüyordum. Çünkü, bu kitapçık yayınlandıktan sonra da bizim Kuşu ile ilgili çalışmalarımız devam etti. Haliyle az çok yeni bilgilere ulaştık. Bir de “Kitapların ilk baskıları iyi bir müsvette (karalama)dır.” diye bir söz vardır. Eksiklerimizi gördük, bazı bilgilere ulaştık… Birkaç yılda bir kitap bastırılmayacağına göre bunların paylaşılabileceği en uygun yer internet ortamı diye  düşündük.  Burada şunu da belirtmede yarar var. Bu kitaptaki bilgileri bazı genç kardeşlerimiz kaynak adı belirtmeden, kendi derlemeleri, kendilerine ait bilgiler imiş gibi kendi isimleriyle kasabamızla ilgili bazı internet sitelerinde bölüm bölüm yayınlıyorlar. (Bu elbette güzel bir şey değil…Kopyala yapıştırla yayınlanan bu bilgiler kaynak ve isim belirtilerek yayınlanmalı…) Arzu eden kardeşlerimiz, derlenen bu bilgilere toplu halde ulaşabilsinler istedik.
        Buradaki bilgileri daha sonraları yayınlamayı düşünüyorduk… 2011 ramazan ayında Kuşu’da sohbet ederken, yaşanan değişikliklerden dem vurulurken, emekli öğretmen bir ağabeyimiz “Biz, 50- 60 yılda 2000 senelik değişim yaşadık.” dedi. Bu söz, ilk bakışta biraz abartılı gibi gelebilir. Ama, yaşı 50’lerin üzerindekiler için pek de öyle değildir. Zira onlar, karasabanı, kağnıyı, düveni yaşayarak biliyorlar. Simav’a yaya veya eşekle gidildiğini, daha sonraları ise kamyonla, traktörle, en son ise otobüsle, taksiyle gidildiğini… Kasabamızdan her gün İzmir’e karşılıklı otobüs seferi yapıldığını… Onlar, düvenle harmanda saman yapmayı gördüler. Daha sonra kara patoz, yarım savurmalı patoz, tam savurmalı patoz, gezer patoz ve en sonunda biçer döğer… Çıra ile, idare kandili ile, camlı kandille aydınlatılan yarı karanlık odalardan bugüne… Elektriğin, radyonun olmadığı günlerden yüzlerce kanallı tv.ler ve bilgisayar, internet… Toprak damlı evlerden apartmanlara… Sadece yaz mevsiminde görülen sebze meyveden on iki ay sebze meyvenin bulunduğu zamana… Çarıktan, marka ayakkabılara…Aylarca mektup gözlemelerden cep telefonuna… Depme, yün, yamalı (süvarlikli) pantolonlardan bugüne… Bunları daha da çoğaltmak mümkün. Bütün bunlar, 50’li yaşlar ve üzerindeki nesil için çok şey ifade ediyor. Hakikaten de çok hızlı bir değişim yaşandı son 40-50 yılda. Dolayısıyla bu değişimle birlikte, eskiye ait pek çok şey de unutulup, yitip gidiyor. Daha çok, sözlü kültür şeklinde oluşan bilgilerin gençlere aktarılmasını sağlamak için biz de “daha fazla beklemeyelim”, dedik ve buradaki bilgileri eksiğiyle kusuruyla sizlerle paylaşmaya karar verdik.

NOT: Kaynak ve isim belirtilmeden buradaki bilgilerin sanal ortamda veya yazılı basında yayınlanmasına rızamız yoktur.
NOT 2: Bu sitedeki bilgiler aşağıda ön kapağı görülen kitabın güncellenmiş ve geliştirilmiş halidir. 

 

 

 

 

 

 

 

YUKARIDAKİ KİTAPLA İLGİLİ 19 TEMMUZ 2002 TARİHİNDE “SİMAV ANADOLU GAZETESİ”NDE ÇIKAN TANITIM YAZISININ KUPÜRÜ GÖRÜLMEKTEDİR.

 

 

 

Free business joomla templates